Hamilelik de , özellikle kalsiyum ve magnezyum ihtiyacı artar, idrar yolu iltahabı ve kabızlık çok sık görülür. Bu sorunların en doğal çözümünde yadımcı olan ise yeterli oranda alkali su tüketimidir. Doğal Alkali & Antioksidan su tüketen hamile kadınların bebeklerinin zeka seviyesinin diğer bebeklere göre daha yüksek olduğu ispatlanmıştır.

Su, bebeği ve anneyi daha sağlıklı bir doğuma hazırlıyor. Bebek amniyotik sıvı denilen koruyucu bir sıvının içinde yüzer. Amniyotik sıvının görevi bebeğe rahim içinde rahat bir ortam sağlamaktır. Bu sıvı bebek için hayati önem taşır onu dış etkenlerden enfeksiyonlardan korur Amniyotik sıvı az sa bebeğin akciğerlerinin yetersiz gelişimi hareketlerinde azalma uzuvlarında şekil bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Anneyle bebeğin içinde yüzdüğü amniyotik sıvı arasında saatte 0,5 litrelik bir su alışverişi olur. Anne su içtikçe bebeğin içinde yüzdüğü amniyotik sıvı da artmaya başlar .

BEBEĞİNİZ SU İHTİYACINI SİZİN İÇTİĞİNİZ SU İLE KARŞILIYOR ! Bir bebeğin yüzde kaçı sudan oluşuyor tahmin edin! %74 ! Hamileliğin 6. ayında ise bebeğin % 90 ı su. Yalnızca bu rakamlar bile bize hamilelikte suyun ne kadar önemli olduğunu açıklamaya yetiyor. Vücudun çok daha fazla suya ihtiyaç duyduğu zamanlar vardır. Bunlardan biri de hamilelik dönemidir. Araştırmalara göre anne susuz kalırsa bebek te susuz kalıyor.

Hamilelerin daha çok su içmesini gerektiren özel durumlar var mı ? EVET! Hamile kadınlar idrar yolları enfeksiyonu ve kabızlığa daha yatkındırlar. Özellikle de yeterli su içmediklerinde.

 

İdrar yolları enfeksiyonlarının anne karnındaki bebek üzerinde ciddi etkileri olabilir. Erken doğum gelişme geriliği doğum anormalleri düşükler bebek ölüm oranlarının artması gibi. Ayrıca böbreklere zarar verebilir anne de mikropların tüm vücuda yayılmasına neden olabilir. Hamile kadınlarda bu tip enfeksiyonlara daha sık rastlanır hamile kadınlarda protesteron hormonunun etkisi ile idrar yolları yumuşak kaslarında gevşeklik olur. Ayrıca bağışıklık mekanizmasındaki genel düşüklük enfeksiyon gelişmesine zemin hazırlar. Yetersiz idrara çıkmak da durumu tetikler. Tüm bu saydığım nedenler yeterli idrara çıkmanın ve enfeksiyon riskini azaltmak için yeterli sıvı almanın önemini açıklamaya yetiyor.

Kazbızlığı önlemek için doğal mineralli Alkali ve Antioksidan su için.Hamilelikte kabızlığa bir eğilim vardır. Nedeni protesteron hormonunun yumuşak kaslar üzerindeki kas gevşetici etkisidir. Yetersiz su içmek bu eğilimi daha da arttırır. Tam tesine sıvı alımı arttırılırsa kabızlığı önlemek mümkün olabilir.

 

Kalsiyum ve magnezyum minerallerinin kasların kasılıp gevşemesinde etkisi vardır hamilelerin kalsiyum ve magnezyum yönünden zengin doğal mineralli Alkali suları tercih etmeleri daha doğru olacakdır.

Hamilelikte sudaki minerallerin önemi nedir ? Hamilelikte kalsiyum ve magnezyum ihtiyacı çok artar. Suyun kalsiyum ve magnezyum içermesi bu ihtiyacın karşılanmasında yardımcı olacakdır. Yeterli kalsiyum almazsanız bebek ihtiyacı olan kalsiyumu sizin kemiklerinizden alacakdır. Bu da ileride kemik erimesi riskini artırır. Bu yüzden özellikle kalsiyum yönünden zengin doğal mineralli Alkali suları tercih etmenizi öneriyorum .

   
 
 

Su yetersiz olduğunda neden düşük riski artıyor ? Susuzluk hamile bir kadında kasılmaları artırır. Bu yüzden hamileliğin son 3 ayında su yetersiz kalırsa erken doğum riski ortaya çıkabilir.

Hamile bir kadın ne kadar su içmeli ? Ortalama bir erişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 litredir. Bunun yaklaşık 2 litresi direk su olmalıdır .hamileliğin ortalarından itibaren buna 4-8 bardak daha eklemek gerekiyor. Hamile bir kadının günlük su ihtiyacı 3 litredir. Bu miktarın bir kısmını süt ayran meyve suyu bitki çaylarından da karşılayabilirsiniz ancak hamile bir kadın için en iyi içeceğin su olduğunu suyun 0 kalori olduğunu unutmayın !

Alkali su tüketmek sağlık açısından önemlidir. Gerek bebek, çocuk, gerek yetişkin, gerekse yaşlıların tüketeceği suyun pH'ı alkali olmalıdır. Doğal Alkali & Antioksidan su ile daha fazla mineral emilir ve bu mineraller hücrelere daha kolay giriş yapar. Doğal Alkali & Antioksidan suda bulunan magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum gibi mineraller oldukça aktiftirler.

 

Doğal Alkali & Antioksidan su aynı zamanda kemik ve diş sağlığını da korur, mide asidini azaltır, reflü gelişmesini önler. Doğal Alkali & Antioksidan su cilt sağlığı açısından önemlidir. Sabah aç karnına içilecek 2 bardak alkali karakterde su metabolizmayı hızlandırarak yağ yakılmasına neden olur. Alkali su içine yarım limon suyu veya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklemek suyun alkalik derecesini daha da güçlendirir ve olumlu etkiye yol açar.

HANGİ MİNERALLERİ İÇERMELİ? Su bir besin maddesi gibi değerlendirilmelidir. Besinlerin sindirilmesi, oksijenin hücrelere kadar dağıtılması, bütün metabolik faaliyetler su sayesinde gerçekleşir. Su ayrıca vücuttaki zehirlerin atılmasını sağlar ve en önemli detoks aracıdır. Suyun içinde birçok mineral bulunmaktadır. Mineraller vücutta birçok metabolik olaya aracılık etmektedir.

 

Çocuklar büyüme sürecinde oldukları için sürekli dehidrasyondadırlar ( susuzluk ). Hücre büyümesi ve bölünmesi çok fazla su gerektiren bir işlemdir. Çocuklar aynı zamanda çok hareketli oldukları için mineral ve vitamin ihtiyaçları da oldukça fazla dır.

 

Çocukların bu ihtiyacını evlerimize giren kimyası değiştirilmiş yiyeceklerle ve hazır mamalarla yeterince sağlayamadığımız bir gerçektir. Bu durumda onlar için yapılacak en etkili yöntemlerden biride mineral bakımından zenginleştirilmiş ALKALİ & ANTİOKSİDAN SU içmelerini sağlamaktır. Özellikle çocukların içeceği su, bu minerallerden zengin olmalı, bu mineraller suda gerekli ve yeterli konsantrasyonda olmalıdır.

Doğal Alkali & Antioksidan su asidik yükleri, serbest radikalleri nötralize eden önemli bir tampon aracıdır ve aynı zamanda antioksidan kapasitesi yüksektir. Vücutta hastalığa yol açan bakteriyel ve viral mikroorganizmalar ve kanser hücreleri asidik ortamı tercih eder.

   

Spor gibi yüksek hareket gerektiren aktiviteler sırasında vücudun su ihtiyacı artar. Kandaki oksijen oranını yükseltmek ve kaybedilen minerallerin geri kazanılmasına yardımcı olmak için Doğal Alkali & Antioksidan Su önemli bir su kaynağıdır. Vücudunuzdaki alkali oranı arttıkça, yağ yakmakla görevli olan lipaz enzimi vücudunuzda daha fazla salgılanır.

 

Egzersizde enerji ihtiyacı artınca tüm sporcuların başbelası!! LAKTİK ASİT üretilir, bu asitlenme demektir. Egzersiz sırasında asit birikimine paralel olarak AMONYAK birikir, kandaki yüksek oranı performansı düşürür. Yine asit yükünü gidermek için kullanılan MAGNEZYUM un bir kısmı kemikten bir kısmı da kaslardan çalınır. Kasta azalan magnezyum kas kramplarına sebeptir.


Diğer önemli bir husus da vücuda yüksek protein yüklemesiyle yaratılan asitlik durumudur.. Özellikle hayvansal proteinlerin asitlenmeye sebep oldugu bilinen bir gercektir. Diyetlerde ve spor beslenmesinde kastan protein kaybedilmemesi için özellikle daha fazla protein önerilir.

 

DİKKAT!…YÜKSEK PROTEİN ALINDIĞI HALDE DİYET YAPARKEN KASTAN PROTEİN KAYBEDİLEBİLİR..NASIL MI?Vücuda alınan hayvansal ve diğer yüksek proteinlerin oluşturduğu asitliği tamponlamak(alkali dereceye cekmek) için böbrekler kas hacminin çoğunu oluşturan GLUTAMİN proteinini kullanır ve asitleri vucuttan atar.Ancak azalan glutamin sebebiyle kaslar zayıflar, hacimleri azalır.

 

Diyetle kasları korumanın yolu protein miktarını arttırmak yerine alkali besinleri arttırarak böbreğin kaslardan daha fazla protein(glutamin) çekmesini engellemektir.


Kırmızı et azot yüklü olduğundan vücut azot fazlasını atarken daha cok asitlenir, dikkat edilmelidir. Mesele hayvansal protein almamak değil, oluşabilecek asit yükünü dengelemek için beraberinde alkali besinler de tüketilmesidir.

   

Yaşlılıkta susama duygusu azalır. Yaşlılarda su tüketiminin azalması birçok faktöre bağlıdır. Bunlardan en önemlisi organ fonksiyonlarındaki değişiklikler ve susama duygusunun azalmasıdır. Susama duygusu çoğu zaman vücuttan önemli oranda su kaybına neden olur. Yaşlılarda bu duygunun azalması sebebiyle su kayıpları ciddi oranlara varabilir. Genç yaşlarda ağız kuruluğu su içme isteği oluştururken, hücrelerdeki kayıp ve yıpranma nedeniyle yaşlılarda bu isteğin gelişimi yavaşlar.

 

İlerleryen yaşlarda kas gücünde düşme, halsizlik ve bitkinlik ler görülmeye başlanır. Vücudumuzda ki kalp kasımız gibi diğer kaslarımızın da daha sağlıklı ve güçlü olabilmesi için en güçlü yardımcılardan biride, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerce zengin Doğal Alkali & Antioksidan Su dur. Doğal Alkali & Antioksidan suyun düzenli kullanılması halinde, gündelik yaşamımıza zindelik ve sağlık katacaktır.

Su kaybı yaşlılarda önceden var olan rahatsızlıkların ilerlemesine de neden olur.Vücuttan su kaybedildiğinde ilk olarak kan yoğunlaşır ve akışkanlığı azalmaya başlar. Kan yoğunluğunun artmasıyla uyarı sistemi azalır. Kan akımının yavaşlaması ile hatta bazı damarlarda oluşan tıkanıklıklar ve plaklar sebebiyle, doku ve organlara gereken besin öğeleri, oksijen, enzim ve hormonlar daha yavaş ve yetersiz ulaşır ki bunun sonucunda birçok organın çalışmasında önemli sorunlar baş gösterir. Su kaybı başlı başına bir sağlık sorunudur ve peşinden birçok kronik rahatsızlığın da başlaması için bir nedendir.

 

Yaşlılarda su kaybını artıran önemli bir başka neden de boşaltım sistemindeki bozukluklardır. Yaşla birlikte böbreklerin yapısında değişiklikler oluşmaya ve böbreklerin süzme işlevinden sorumlu hücrelerde kayıplar başlar. Su ve tuzun böbreklerden geri emilimini sağlayan renin ve aldosteron hormonlarının düzeylerinde azalma görülür. Böbreklerden su atımını düzenleyen antidiüretik hormon salınımı da azalır. Böylece yaş ilerledikçe böbreklerden su kaybı artar. Yine yaşlıların hipertansiyon sebebiyle kullandıkları antihipertansif ve antidiüretik ilaçlar da böbreklerden su kaybını hızlandırmaktadır.

 

Yaş ilerledikçe derinin elastikiyetini yitirmesi nedeniyle su ve yağ içeriği azalır. Ayrıca terlemeyi düzenleyen hücrelerdeki fonksiyon bozuklukları sebebiyle deri yoluyla su kayıpları da artmaktadır. Yaşla oluşan fizyolojik değişikliklerin yanında, unutkanlık ve hareketsizlik gibi sorunlar da yaşlı bireyin su içmeyi unutmasıyla ve su kaybının farkına varmamasıyla sonuçlanmaktadır.


Tat ve koku alma duyusunun azalmasıyla birlikte oluşan iştahsızlık su içmeyi engeller. Tükürük salgısının azalmasıyla ortaya çıkan ağız kuruluğu da yiyeceklerin yutulmasını güçleştirir. Ağız kuruluğu yaşlılığın bir sonucu olmakla birlikte diüretik, sakinleştirici ve laksatif ilaçların kullanımı ile de gelişebilir.